“Eğitimin temel amacı; bireyin, sektörlerin ve ülkenin istihdam açısından beklentilerini uyumlu hale getirmektir.” Amoor (2011)
*Konya Reklam Ajansı

Temel bir kavram olarak profesyonel eğitim, sosyal ve ekonomik sektörler ile iş birliği içinde olmayı gerektirir. Çalışan ve işveren de sürecin ayrılmaz parçalarıdır. Bu bağlamda, firma büyüklüğüne bakılmaksızın, bir eğitim sürecinde yer almak günümüzde çok değerlidir. Temel amacı “kazanmak” olan her faaliyetin arkasında bu süreç bulunmak zorundadır. Çünkü iyi eğitimli personel, müşterilerle gerçekleşecek her görüşmeden işi adına soyut ve somut kazanımlar getirir.

Kalıcılık ve gelişim açısından meslekî yeterliliğe, meslek ahlâkına ve meslekî değerlere sahip çıkabilmek bir kültürdür. Bunu ilk şart olarak öngören firmalar, kurumsal eğitime yönelmek zorundadır. Yenilikçi, girişimci, üretken ve ekonomiye değer katan ehil iş gücü yetiştirmek hem global hem lokal amaçtır.

Gelişen teknolojiye uyum sağlamak denilince, ilk akla gelen makineler, araçlar gibi işe katkı sağlayan materyaller olmaktadır. Bu konudaki yargı doğrudur ancak eksiktir. Çünkü modern toplumda “insan mühendisliği” doğrultusunda bir uyum da olmalıdır. Yapay zeka gibi sık kullanılan terimler belirleyici olabilir. Sanayi devriminden bu yana, robotik gelişim üst düzey imkanlar sunmaktadır. Elbette kaba tabirle: “o düğmeye basacak parmak” daima bir “insan” eline ait olmalıdır. İyi eğitimli insanlar, bahsedilen donanımları en verimli kullanacak kişilerdir.

Ancak işletmelerde genellikle eğitimin öneminin farkında olmadıkları için eğitim faaliyetlerine kaynak ayrılmaz. Hatta personeller görevlendirilirken yeterliliği test eden veya ölçümlendiren bir işlem de yapılmaz. Belirsiz hedefler ve değişken performanslarla ilerlemek ciddi verim kaybına yol açar. Çalışanın işini ideal şekilde kendiliğinden öğrenmesini, davranışlarını ve tutumlarını kendiliğinden değiştireceklerini beklemek uygun gelebilir. Oysa bu yolla işe adapte olarak tecrübe kazanacaklarını düşünmek hem maliyetleri çok yükseltir hem de çok zaman alır.

Süreçlerin bu denli hızlı ilerlediği ve evrildiği bir dünyaya ayak uydurmak gereklidir. Firmalarda performans ve iş kalitesinin düşmesinin önüne geçebilmek için, çalışan ve yöneticilere yönelik eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin yapılması gerekir. Üstelik çalışan sayısına ve hiyerarşisine bakılmaksızın bu faaliyetler önceliklendirilmelidir. Optimal fayda, motivasyon, verimlilik ve zaman yönetimi gibi konuların efektif kullanılması “fark yaratmak” adına kaçınılmazdır.