Tasarımın tüm alanlarında olduğu gibi ambalaj tasarımı alanında da bir tasarım iyi de yapılabilir kötü de. İyi bir iş çıktığında kullanıcı bunun farkına varmaz. Ancak kötü bir ambalaj tasarımı dikkat çeker ve belki de bu kötü tasarımdan dolayı şikâyet edilen bir ürün olur. Bu konuda yapılan bazı hataları sıralamak istiyorum. Böylece ‘ambalaj tasarımı’ konusu ile ilgilenen birileri varsa hatasından dönebilir ve kendini geliştirir.

 

Yanlış olma ihtimali yüksek varsayımlar

Ambalaj tasarlayan hemen herkesin “ben de bir kullanıcıyım, bu yüzden kullanıcılar için neyin iyi ya da kötü olduğunu kendimden bilebilirim” dedikleri bir an vardır. Bu tasarımcılar, geliştirdikleri varsayımlar ile kullanıcılar için işin daima iyi olacağını düşünürler. Tasarımcıların kişisel hislerinin olması güzeldir ancak kişisel duygular tasarım sürecini ele geçirmeye başlarsa, bu durum bazı yanlışlıklara neden olur. Tasarım esnasında verilen ve uygulanan kararlar kullanıcı araştırması sonucu olursa sonuç gayet mükemmel olur. Bu yüzden kullanıcıların ihtiyaçlarını tespit etmek ve buna göre tasarlamak her zaman daha iyidir.

Prototipleme aşamasının gereksiz görülmesi

Prototipleme, ürün ambalajlarının piyasaya sürülmeden önce ürün tasarımını test etmelerine yardımcı olur. Prototipleme yapılmadıysa ürün piyasaya sürüldükten sonra hatalar ve eksiklikleri açık açık gözler önüne serilir. Öncesinde yapılması gerekenler atlanmışsa hatayı gidermek adına yapılacak her değişim ekstra maliyet olacaktır. Eğer ambalaj, kullanıcıların davranışlarına göre şekillendirilecek bir ambalaj ise deneme süreçleri gerçek kullanıcılarla yapılmalı. 1998’den bu yana kullanıcı deneyimi alanında hizmet veren Nielsen Norman Group’a göre, beş kullanıcı ile test yapmak, kullanılabilirlik problemlerinin %85’ini tanımlamaktadır.

Yeniden icat etme hevesi

‘Herkesin yaptığı bir şeyi yapmak sıkıcıdır.’ Böyle bir düşünce ile birçok tasarımcı için yeni bir şey yapmak, daha önce hiç kimsenin denemeyeceği bir şey tasarlamak, tekerleği yeniden icat etmek gibi bir yanılgıya girerler. Örneğin bir Konya Reklam Ajansı veya İstanbul Reklam Ajansı’nın, bulunduğu şehrin önemli özelliklerini farklı ve uzak materyallerle tanıtması ne kadar mantıklı olabilir? Konya, Mevlana ile; İstanbul, Kız Kulesi ile; Amasya, Elma ile… Yalnız tasarımcıların unuttuğu bazı şeyler var. Piyasada birçok çözüm var ve her biri bizim zamanımızı bize iade ediyor, zaman kazandırıyor. Süratli bir temposu olan bu dünyada, kullanıcılar genellikle yeni bir ürünü nasıl kullanacaklarını bilirler. Sonuç olarak, tanıdık tasarım yapmak, kullanıcıların çoğunluğuna aşina olacak bir tasarım yapmak çok daha güvenlidir.